Ülkemizde her iş grubunda olduğu gibi görsel ve yazılı medyada da ciddi anlamda halk dilinde “yalaka” tayfasını görmekte zorlanmıyoruz. Medya, sözde yasama, yürütme, yargıdan sonra dördüncü ve güçlü bir sacayağı olarak ifade edilir. Aslında ciddi yaptırım gücü de vardır. Ta ki tek tipleştirilmeye başlanana kadar…

Diyeceksiniz ki; köşe yazısının başlığı ile yazının girişi ne alaka! Durun anlatayım. Konu, son günlerde ülke gündemine öğrenci intiharları ile düşen Akdeniz Üniversitesi ile ilgili birkaç gazete dışında konuyu gündeme getirmeyen duayen gazeteci ağabeylerimiz.

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Özlenen Özkan, göreve gelir gelmez ilk işi gazeteci bir büyüğümüzü Fahri Rektör Danışmanı olarak atamak oldu. Atanan isimle alakalı diyecek bir sözüm yok. Lakin Özkan’ın ilk dönemlerinde Akdeniz Üniversitesi’ni yerden yere vuran ve Ulusal bir gazetenin bölge müdürü olan ağabeyimizin geçtiğimiz günlerde birden bire saf değiştirmesi kafamı karıştırdı açıkçası.

Neden mi?

Çünkü doğru tektir. Dün gece gündüz aleyhinde haber yaptığınız bir kişi veya yönetim yanlışsa (ki yanlış olduğunu kendisi de biliyor) bugün de yanlıştır.

Ve sen dün ‘yanlış’ dediğine bugün ‘doğru’ diyorsan ortada yaman bir çelişki vardır. Demem o ki, ben bu bahsi geçen gazeteci ile Akdeniz Üniversitesi arasında ticari bir faaliyet olduğuna kanaat getirdim. Ki önümüzdeki günlerde bunu da açıklayacağım. Zira konumuz kişilerin yaptığı ticaret değil.

Gelelim asıl konumuza. Akdeniz Üniversitesi’nin iyi yönetilemediğini, Rektör Özlenen Özkan’dan ziyade üniversiteyi Murat Turhan’ın yönettiğini defalarca yazdım. Hatta yazmamam için de hatırı sayılır dostlarımı devreye sokmak istediler.

Üniversitedeki kötü yönetim, beraberinde kaos ve intiharları getirdi.

KYK yurtları ve Üniversitedeki yemeklerdeki artan fiyatlar dolayısıyla öğrencilerin günlük enerji ihtiyaçlarını bile karşılayamadılar. Bazı yandaş şirketler denetlenmediği için keyfi menüler, daha az etli ve tavuklu menüler çıkararak, gramajı garnitür ve ucuz ve düşük kaliteli gıda ile karşılama yoluna gittiler. Öğrenciler ise haklarını aradıkları zaman ‘kötü’ gösterilip, hedef tahtasına kondular. O da yetmedi itiraz edenler hakkında soruşturma başlatıldı.

Bezm-i Âlem Valide Sultan KYK yurdunda kalan ve intihar eden öğrencilerden biri felsefe bölümü son sınıf öğrencisi Manisa/Gördes’li Halil Gülcan idi. Çalışkan ve başarılı bir öğrenciydi. En yakın arkadaşının beyanı ise şöyle; “Halil ‘açım, hiç doymuyorum’ diyerek adeta feryat ederek ölümü seçti. İş aradı, bulamadı. Üniversitede yarı zamanlı çalışmak istedi, iş vermediler. Babası felçli, ailesinden de yardım gelmedi. Zaman zaman intihar edeceğim diyordu, harçlıklarımızı paylaşıyorduk ama ölümüne engel olamadık”

Halil’in intiharının arkasında da kim var? Onu bu yokluğa, açlığa sürükleyen sebepler niye göz ardı edilsin? Artık birileri ‘ah, vah, tüh’ demeyi bir kenara bırakmalı.

Şimdi ise kendi basiretsizlikleri örmek için konuyu ‘tarikat ve cemaat yapılanması’ olarak lanse edip, hedef saptırmakta ve üniversitedeki yönetim zafiyetini ört bas etme yoluna gidiyorlar.

Öğrenci intiharları ile birlikte 18 gün boyunca cesedine ulaşılamayan ve Üniversite’nin Bilgi İşlem Sorumlusu Bilgisayar Mühendisi Çağrı Kesici’nin esrarengiz ölümü de bizleri çok üzdü. Çünkü o ölümün arkasında da şaibe ve mobbing iddiaları vardı. Peki Kesici’nin soruşturması ne oldu bileniniz var mı?

Basına her fırsatta sansür uygulayan, bazı kurumlar üzerinde yerel gazetelere parmak gösteren üniversite yönetiminin “bizi Cumhurbaşkanı atadı” kisvesi de bu olaylarla düşmüştür.

Kimse kusura bakmasın. İntiharlar birikmiş bir patlamadır ve yönetememe krizinin bir sonucudur.

Şimdi soruyorum;

Üniversite yönetiminin basiretsizliği ne olacak?

Rektörlük makamını öğrencilere kapatan kim?

Kampüsteki öğle yemeğinin kalitesini ve fiyatını eleştiren öğrencilere soruşturma açan kim?

Öğrenci kulüplerini kapatan kim?

Öğrenci projelerine destek vermeyen kim?

Öğrencileri için mezuniyet konseri düzenlemeyen kim?

Tıp Fakültesi öğrencileri haricinde diğer öğrenciler ile görüşmeyen kim?

Kampüsü bir bilim yuvası olmaktan çıkararak karşıt görüşten öğrencilerin 2 kez çatışma alanına dönüştüren kim?

Geçen 2 yıllık dönemde Akdeniz Üniversitesi yönetiminin kendi özerkliğini ilan etme dışında ortaya koyduğu akademik bir başarı ve katkı var mıdır? Antalyamız ve bilim adına bugüne kadar ne yapılmıştır?

Bilim yuvası olarak bildiğimiz Akdeniz Üniversite'nin bir korku imparatorluğu olarak anılır hale gelmesinden kim ya da kimler sorumludur? Akdeniz Üniversitesini kim yönetmektedir?  Üniversite yönetiminde AGEM isimli şirket ile bağlantısı olan isimler kimlerdir?

Rektör Özlen Özkan'ın eşi Ömer Özkan'ı Enstitü Müdürü erkek kardeşi Nasuh Utku Doğan'ı da Başhekim yardımcısı olarak atadığı doğru mudur? Yine Rektör Yardımcısı Murat Turhan’ın AGEM İsimli şirket ile bağlantısı nedir? Başhekim yardımcılarından Özge Turhan, Rektör yardımcısı Murat Turhan'ın eşi midir? Bunların dışında Rektör Yardımcısı Gülbin Arıcı'nın eşi Cumhur Arıcı Tıp Fakültesindeki TESEV'in başına mı getirilmiştir.

Akdeniz üniversitesinde öğretim üyesi kıtlığı mı yaşanmaktadır yoksa küçük bir grup üniversite yönetimini tamamen ele mi geçirmiştir?

Akdeniz üniversitesindeki mobbing iddiaları ve haksız biçimde açılan idari soruşturmalarla ne yapılmak istenmektedir? Üniversitedeki gergin ortamı kim ya da kimler planlamaktadır? Rektörün emekli hakim ve savcılardan oluşan bir danışman ordusu olduğu iddiası gerçek midir? Hangi işler nedeniyle hukuk danışmanı olarak atanmışlardır?

Öğrencilerine öğle yemeğini çok gören ve yemeklerin kalitesini ve fiyatını eleştiren öğrencilere karşı soruşturma başlatan üniversite yönetimi neyin peşindedir? Bir mezuniyet konseri dahi organize edemeyen yönetim öğrencilerine hangi gözle bakmaktadır?

Kampüsün farklı siyasi görüşten öğrencilerin savaş alanına dönüşmüş olması, kimleri memnun etmektedir ve üniversite yönetimince neden gerekli önlemler alınmamaktadır?

Akdeniz Üniversitesinde yaşanan öğrenci intiharlarına karşı neden sesiz kalınmaktadır ve yaşanan intihar olaylarının ardında üniversite yönetiminin ilgisizliği iddiaları neden cevapsız bırakılmaktadır?

Rektörlük binasının ve makamının Öğretim Üyelerine ve Öğrencilere kapatılmasından ne amaçlanmaktadır?  Öğrenci kulüplerine ve öğrenci projelerine destek verilmediği iddiaları asılsız mıdır? Senato ve yönetim kurulu toplantıları yapılmakta mıdır?

Atama Kriterlerinin sonradan yükseltilmesiyle bir çok akademisyen işsiz kalma korkusuyla baş başa bırakıldığı ve 800'den fazla akademisyenin 2 yıldır kadrosuzluk sorunu karşısında ne yapılmıştır? Sorumlusu kimdir?

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinin bir rant devşirme kapısı olduğu, satın alımlar, harcamalar ve ameliyatların ise siyasi güç ilişkilerini zorunlu kıldığı iddiası doğru mudur? Şeffaflık ve hesap verebilirlik neden tesis edilmemektedir?

Akdeniz Üniversitesinde çalışanların memnuniyet sıralamasını 5.’ten 147. Sıraya düşüren kimlerdir?

2021 YÖK Değerlendirme Raporunda AR-Ge yatırımına en fazla bütçe ayıran üniversite dışında hiçbir sıralamaya giremeyen kimlerdir?

Patent-Faydalı model başvurusunda 20 üniversite arasına giremeyen kimlerdir?

2021 yılında açıklanan Araştırma üniversiteleri sıralamasına giremeyenler kimlerdir?

Şimdi bu soruların cevabını merakla bekleyeceğim. Umarım Üniversite yönetimi bu sefer sessiz kalmaz. Yoksa soruları detayları ve belgeleriyle ben açıklamak zorunda kalacağım.

Saygılarımla…