mehmetkyl032 @ gmail.com

Anayasasında belirtildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.

Anayasalar, yazılı olarak sadece İngiltere hariç vatandaşlarının haklarını ve devletin vatandaşlarına karşı görevlerini ve geçemeyeceği sınırlarını tanımlar.

Anayasalar bütün bir devlet hiyerarşisinin yeni yasama yürütme ve yargının meşruiyet kaynağıdır.

Ülkemizde de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kendi meşruiyetini Anayasadan almaktadır. Ne yazık ki 2017 referandumunda hileli bir seçimle geçilmiş bulunan bugünkü sistemde meşruiyetini Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasasından almaktadır.

Kendi meşruiyetlerinin kaynağı olan anayasadaki hükümlerin işine gelineni kabul, işine gelmeyeni ret etmek hukuki bir kavramdan öte bir despotizmin işaretidir. Herkesi bağlayan anayasa hükümleri herkes için uygulanır ve anayasada tarifi ‘herkes kanun önünde eşittir’ diye ifade edilir.

Evet  AİHM kararları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi imzalamış bütün devletleri, devletlerin bütün yetkilerini bağlar. ‘Bizi bağlamaz’ demek siyasi bir sözdür ve hukukta hiçbir karşılığı yoktur.

Ülkenin güvenli ve benzeri nedenleri öne sürerek ‘hukuk ihaleli yapabiliriz’ demek, meşruiyetini aldığı Anayasa hukukuna ihanet etmiş olur ki, bu çağda ülkesine yapılabilecek en büyük hatada ısrar etmiş olur. Dünya toplumu içindeki hukuki gelişmişlik düzeyi endeksinde maalesef çok gerilerde kalmasına sebebiyet verebilir.

Sonucu ekonomisi ve hukuki gelişmiş bir ülke değil. Yatırım yapabilir bir ülkü olmaktan hızla çıkılır, ülke içindeki kıymetli beyin göçü hızlanır, milli gelir azalır, yaşanmaz bir ülke haline gelir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin halen geçerli bir anayasası varsa ki var, mevcut iktidarın da meşruiyeti bundan dolayı ise, AİHM kararlarını beğensek de beğenmesek de atmış olduğumuz imza karşılığı bizleri bağlar. Avrupa’ya dost olsak da düşman olsak da bizleri bağlar. Kararları içimize sinse de sinmese de maalesef bizleri bağlar.

TBMM Grup toplantılarında şakşakçıların oyununa gelip İçişleri Bakanının ‘boşa çıkmış bir karar’ Devlet başkanının ‘bizi bağlamaz’ diyerek AİHM kararlarını tanımamak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin anayasasını da tanımadığına şahitlik etmiş oluruz ki, Allah korusun devlet, devlet olmaktan çıkmış demektir. Yasalar her kim tarafından hiçe sayılırsa, o ülke demokrasiden, hukuktan, hukukun üstünlüğünden ve adaletten uzaklaşmış demektir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının en üst yargı mercii kabul ettiği AİHM’nin kararlarının hiçbir anlamının olmadığını söylemek kendi meşruiyetlerinin sorgulanmasını gerektirir.

Tarihe şahitlik olsun diye hatırlatmak isteriz ki, bugün ülkeyi yöneten siyasi elitler, 2002’de, 2004’te AİHM kapılarında hak arama mücadelesi verenlerdir.

Bulundukları bugünkü makamlara gelirken AİHM kapılarında Adalet arayanlardı.

Tarihten ders alınsın istiyoruz. Tekrar tekrar tekerrür etmesin. Sağlıcakla kalın.